sosyomat.com

  1. sosyomat hesabınızla giriş yapın.
  2. üye ol
  3. parolamı unuttum
  4. giriş

NaRSisT..

56 kişi kendisini tutuyor, 11 arkadaşı var.


05.05.1940 doğumlu, 71 yaşında. cehennemde ocak ateşleyicisi olarak çalışıyor.

topluluklar

üyesi olduğum topluluklar | yöneticisi olduğum topluluklar
  1. nietzsche

    nietzsche

    3227 üyesi var. üyelik serbest.
  2. HELP FOR CHILDREN

    HELP FOR CHILDREN

    2505 üyesi var. üyelik serbest.
  3. Okan Bayülgen

    Okan Bayülgen

    1811 üyesi var. üyelik serbest.
  4. kadın

    kadın

    1668 üyesi var. üyelik yönetici onayı ile.
  5. duman

    duman

    950 üyesi var. üyelik serbest.
  6. marksist idman yurdu

    marksist idman yurdu

    896 üyesi var. üyelik yönetici onayı ile.
  7. çocuk pornosuna hayır

    çocuk pornosuna hayır

    750 üyesi var. üyelik serbest.
  8. kazım koyuncu

    kazım koyuncu

    619 üyesi var. üyelik serbest.
  9. nazımhikmet

    nazımhikmet

    1131 üyesi var. üyelik serbest.
  10. Şebnem Ferah

    Şebnem Ferah

    1029 üyesi var. üyelik serbest.

1 2 3

zemur panosu rss kaynağı

arkadaşları neler demiş?

rasing santandarnen ile real zarogazaa arasındaki maç tam yedi iki bitecek

kulturmayasi   31 Temmuz 2009 13:37  

zemur slm kısaküreğin şiirlerini bir yere kadar sevdiğini gördüm .kadın bacakları şiiri nasıl bunun gibi çok şiiri var 34 yaşından önceki ."OTUZ KÜSUR SENE SAATİM İŞLEMİŞ BEN DURMUŞUM ; GÖKYÜZÜNDEN HABERSİZ UÇURTMALAR UÇURMUŞUM." DİYOR TÜRKİYE DE İSLAMİYETİ SİYASALLAŞTIRANLARDAN BİRİ OLAN ESKİNİN HIZLI PLAYBOY 'U.GARİP NAZIM H. RAN ESKİDEN TARİKAT EHLİ OLAN BİR YAHUDİ DÖNMESİ PLONYALI PAŞA TORUNU OLUŞU GİBİ. TABİ Kİ BUNLAR BENİ İLGİLENDİRMİYOR.NAZIMIN KOMÜNÜSTLÜĞÜ BENİM CÜMLEMİN YÜKLEMİ OLUR ANCAK; ŞAİRLİĞİ CÜMLEMİN ÖZNESİDİR TABİ TUTTUĞUM YANIDIR BENİM İÇİN.

zicofenomen   29 Temmuz 2009 22:17  

eklemenz beni mutlu etti..tşk.edrm ....hırsız sayılmamşmdır umarım ya:((

zemur   22 Temmuz 2009 20:55  

yok estağfurullah ben teşekür ederim benimkisi hırsızlık ;sizinkisi diil kib

zicofenomen   26 Temmuz 2009 17:20  

Dokunulmaz bir sanat olarak ‘pornografi’
Taraf - Istanbul - 03.12.2008
SEVER IŞIK* / Sanat, modern dünyanın en “kutsal!” ve en korunaklı alanıdır. Geleneğe karşı bir put kıran olarak işlev gören, saygın ve neredeyse eleştiriden münezzeh, ahlaktan muaf bir etkinlik alanıdır. Pornografinin kültüre/sanata sızdırılması ve zamanla ona dahil edilmesi, onu koruma içine almakta ve tartışma dışı bırakmaktadır.

Kendisine ait “Profesör Unrat” romanının “Mavi Melek” isimli sinema uyarlamasını izleyen Heinrich Mann, film hakkındaki düşüncesini ironik bir üslupla şöyle dile getirir; “Benim kafam ve bir artistin bacakları!”

Mann’ın yüzyılın ilk yarısına ait bu yargısı/analizi bugün için toplumsal hayatın her alanına sızan pornografinin nasıl olup ta bu kadar yaygınlık ve hatta saygınlık kazandığının ve rahatlıkla pazarlandığının ipuçlarını vermektedir. Buradan hareketle seks/sanat/ticaret üçgeninde devr-i daim olması için maksimum görünürlüğü hedefleyerek bedeni dikizleyen ve ifşa eden sinemanın, edebiyatın, resmin ve müziğin nasıl ve niçin sanat halesine/aurasına büründüğünü anlayabiliriz.

PORNOGRAFİNİN SANATLA SIRADANLAŞMASI

Nihilizmin kader olarak tarihte revan olduğu dünyamızda, pornografi, ahlakın sürekli saldırıya uğrayarak mevzi kaybetmesine paralel yeraltından yeryüzüne çıkarak özgürlükler elde etmiştir. Fakat hâlâ‚ dinsel, ahlaki ve törel yasakların tümden yok olmadığı yerlerde porno bir kısım kamusal alanlarda hala yasaktır. Dolayısıyla pazarı genişletmek isteyen pornocular bir çözüm/ hile bulmak zorunda idiler ve buldular da; pornografinin kültüre/sanata sızdırılması ve zamanla ona dahil edilmesi. Ve böylece, bu “gizlenme pratiği” ile pornografi, modern sanatın dokunulmaz, eleştirilemez saygın mabetlerinde, sanat galerilerinde ve müzelerde, yasanın takibine uğrama kaygısı taşımadan müşterisi ile buluşmakta; kamusal alanlarda “ahlakçı”ların soruşturmasına ve saldırısına maruz kalmadan varlığını devam ettirmektedir.

Kamusal mekânlar gibi insan dolaşımının fazla olduğu yerler, belirli bir ahlakın ve onun yasaklarının (alkol, uyuşturucu, seks) hayat bulduğu son yasal sığınma noktalarıdır. Bu alanlara girebilmek için uluslararası kültür trafiği ile birleşen pornografi böylece kültürel faaliyete ile karışarak ve kaynaşarak kültürel faaliyete tanınan ifade özgürlüğünden faydalanmaktadır.

Kültürle karışan ve kaynaşan porno, kalan son hukuki sınırlamalardan da kaçmayı başararak “hizmet” sektörünün ayrımcılık yapmayan niteliğinden de faydalanmaktadır. (Paul Virilo, Enformasyon Bombası, S.47-48, Metis Yayınları)

TİCARİ AMAÇLI SANAT

Bugün, pornografik bakışın odaklandığı “ticari beden” sanatı işgal etmiştir. Seks/ticaret/sanat üçlüsü mahrem olanı tüm ayrıntıları ile ışığa maruz bırakmış, teşhir ve ifşaata icbar etmiştir. Meta-sanat, derin bir şehvetle elektronik gözlerin “panoptik bakış”ına ve teslim edilen bedeni/teni/eti tüm ayrıntıları ile görüntü, söz ve müzik olarak pornografların şehvet masasına servis etmektedir. Nesnelleştirilmiş bedenin hoyratça harcanması ve işkenceye maruz bırakılması bir strateji dahilinde sanata entegre edilen pornografinin neticesidir. Pornografi suret-i sanata bürünerek/ görünerek kültürel etkinliklerin tekin mekânına yerleşiyor.

Kalabalığın ticari amaçla sanat mekânlarına çekilmesi ve pazar pastasının büyütülmesi gayesi ile cinsel tahrike yönelen pornografik görüntü pazarına dönüşen galeriler, müzeler, sinemalar, müşterilerini kendilerine reklam afişlerinde sunulanın/ gösterilenin daha fazlasını/devamını görmek için sinemaya, sergi salonlarına yahut müzelere davet etmektedirler.

Seks ve ticaret, sanat ile bütünleşmiş durumda. Sanat müşteri bulmak, para kazanmak için cinsel hazzın tahrikine ve davetiyesine kapıları açarken, seks pazarı son kadim kurumlar tarafından korunan alanlarda rahatlıkla ticaretini yapmak için sanatın koruyucu kollarının/kanatlarının altına sığınmaktadır. Sonuç, sapkınlık ve saplantıların, cinsel hezeyanların sanat suretine büründürülmesi ve meşrulaştırılmasıdır. Fakat işin ticari hacminin büyüklüğü sanat korsanlarını bu konuda sürekli cesaretlendirmektedir. Kısaca, kâr güdüsü/tanrısı sanat ve pornografinin nikâhını kıymış ve izdivacını temin etmiş durumda.

Sanat, modern dünyanın en “kutsal” ve en korunaklı alanıdır. Geleneğe karşı bir put kıran olarak işlev gören, saygın ve neredeyse eleştiriden münezzeh, ahlaktan muaf bir etkinlik alanıdır. Modern sanat ve ona dahil olan/edilen her unsur, ahlaka karşı bir dokunulmazlık zırhına bürünmektedir; “sanat, ahlakdışı olmaz” klişesi bu anlayışın göstergesidir. Bu aynı zamanda “yasadışı sanat yoktur” demektir, çünkü ahlaki olan kolaylıkla yasak olmaz. Böylece müstehcen olan, sanat maskesi ve hilesi ile ahlakı askıya alırken, yasadan ve yasaklardan da paçayı sıyırmaktadır.

Pornografi, bugün müzikte, sinemada ve resimde güçlü sarsılmaz bir taarruz konumundadır. Sanat, ahlakın, yani “iyi” ve “kötü”nün ötesine taşınınca haliyle sınırlar kendiliğinden yok olurken, yeni sınırlar/ sınırsızlıklar/tanımlar fetiş bir etkinlik olan sanattın bizzat kendisi tarafından tanımlanmaktadır. Artık sanat olan şeyin kötülük ile ilintilendirilmesi, yargılanması ve cezalandırılması söz konusu değildir.

YENİ SANATTA HEDONİZM

“Yeni sanat”ın merkezinde hedonizm vardır. Amaç, hem kalite hem de kantite olarak olabildiğince daha çok arzunun tahrik ve tatminidir ve tabiî ki tüm bunlar kapitalin egemen araç ve amaç olduğu bir piyasa içinde vücut bulmaktadır. Ve tüm bunların ardında “hazların kullanımı ve denetimi” ile “toplumsal gövdenin” kontrolü sağlayan bir iktidar kavrayışı vardır.

  • Araştırmacı-Yazar / severquista@gmail.com

silSpinner değiştirSpinner yanıtla Spinner
zicofenomen 1 gün önce

ENVER GÜLŞEN* / Kendi çocuklarını yiyen devrimlerde olduğu gibi, modern sistem de, kendi yarattığı ikonları, son kullanım tarihi geçince, aslanların önüne atmaktan hiç çekinmez. Trajik bir biçimde, Michael Jackson’ın ölümünden sonraki sahicilikten yoksun balo hali, işte bu kurban etme töreninin bir sonucudur.

Geçen günlerde basındaki iki haber, yaşadığımız dünyayı anlamlandırma açısından önemli ayrıntılar veriyordu bizlere. Haberlerden birincisi, ünlü pop şarkıcısı Michael Jackson’ın ölümü, ikincisi ise ünlü Portekizli futbolcu Cristiano Ronaldo’nun Real Madrid’e transferiydi.

Michael Jackson, ölümündeki şüphelerle ve tartışmalarla birlikte geçen hafta toprağa verildi. Basında okuduğum ve gözlemlediğim kadarıyla, cenaze töreniyle ilgili haberlerde birşey dikkatimi çekti: Cenaze törenine insanlar biletle gidebileceklerdi ve bilet fiyatları daha ilk gününden astronomik rakamlara yükselmişti. Hatta bir ara yüz bin dolara bile alıcı bulabilen biletlerden bahsediliyordu.

Cristiano Ronaldo, bonservis bedeli olarak yaklaşık yüz milyon avroya Manchester United’dan Real Madrid’e transfer olurken, kendisinin alacağı yıllık ücret ise net on üç milyon avro olarak açıklanıyordu. Reklamlarla birlikte yirmi beş milyon avroluk bir yıllık kazanç söz konusuydu.

Bu haberleri okuyunca, Nietzsche’nin Putların Alacakaranlığı kitabından bir bölüm aklıma geldi. “Birşeyin değeri, beraberinde ne getirdiğinde değil, onun için ne tür bir bedel ödendiğinde, onun bize neye malolduğunda gizlidir. Burada bir örnek vereyim. Liberal kurumlar, tesis edilir edilmez, liberal olma özelliklerini yitirirler: Sonuçta özgürlüğün önünde liberal kurumlardan daha zararlı, daha tehlikeli, daha düşmanca birşey kalmaz... Liberalizm çok açık bir şekilde insanın sürü hayvanına indirgenmesidir” sözleri adeta bu günlerde duyduğum bu iki haber için söylenmiş gibiydi.

Liberalizm modern köleler yarattı

Herşeyin piyasa şartlarında değerini bulduğu ve bu değere göre işlem gördüğü tezi üzerine oturan liberal dünya, sadece ekonomiyi değil, hayatın her alanını bir piyasa haline soktu. Bu piyasanın sıradanlaştırdığı, birer köle, birer sürü hayvanı haline döndürdüğü büyük çoğunluğa, bu sistemin yürütülebilmesi için gerekli olan bazı “yanıltıcılar” sunulabilmeliydi. Bu sistem, her kölenin bir gün gelip de efendi olabileceği umuduyla yürüyebilirdi ancak! Peki bu kölelere, bir gün gelip de efendi olabileceklerini düşünebilecekleri neler sunulabilirdi ki kör karanlık sanal bir alacakaranlığa dönüştürülebilsin?

Bu durum, Adorno’nun da çokça üzerine durduğu ‘kültür endüstrisi’ne ve yine bu endüstri ile ilişkilendirebileceğimiz bilim, ekonomi, spor ve sahne ikonlarına işaret etmektedir. Evet, sıradan “köle” ancak ve ancak kendi içinden çıkmış ve sistemin içindeki “aydınlık” noktaları işaret eden ikonlar sayesinde köleliğinin farkına varmadan rahatça köleliğini sürdürebilir. Zira o aydınlık noktalar, bir nevi sarhoşluk veren ve bu yolla insanda ebedî amnezi hali yaratan ikonlardır.

Sistem, aynen canlı bir organizmada olduğu gibi yürür. Ancak canlı organizmada kanserli hücre ve dokuların yaptığı tahribat çok daha çabuk olduğu için, sonucu görebilmek de bir o kadar kolay olabilmektedir. Modern liberal dünyadaki sistem de içinde bolca kanserli hücre olan bir organizma gibidir. Bu kanserli hücreler, sistemin kendisinin ayakta kalması için ortaya sürdüğü, ama trajik-ironik bir biçimde o sistemin orta vadede ölümüne zemin hazırlayan ikonlarıdırlar.

Bir gün ikon olma hayali ile yaşa

Ancak şöyle de bir durum vardır: Bu organizmadaki diğer hücreler bu kanserli hücreleri yok etmek ve daha sağlıklı bir organizma ortaya koyabilmek amacına hizmet etmek yerine, her biri birer kanserli hücre olmak amacını güderler. Modern kölelik yolu böyle yürür: Bütün köleler bir gün bir ikon olma hayaliyle yanıp tutuştukları için, bu ikonların organizmadaki kanserojen etkisini asla göremezler. Sokaktan çıkıp yirmi yaşında milyonlarca dolar kazanma hayalindeki futbolcu gençler; bir şarkı söyleyip ünlü olarak paraya para dememe niyetinde olan genç kızlar... Hatta çok daha ilginci; Bill Gates gibi sıfırdan milyar dolarlara sahip olma hırsıyla çalışan tüccar-teknoperestler ya da bilim insanları.

Tekrar Nietzsche’ye dönersek; cenaze törenine yüz binlerce dolar ödenmesiyle, normal bir çalışanın ancak bin yılda kazandığını bir yılda kazanan ikonların, kendilerinin bu parayı hak ettiğini iddia etmeleri, ancak ve ancak Nietzsche’nin sözünü ettiği değer sisteminin altüst edilmesi ile mümkündür. Burada, Marksizmin artı değer gibi ekonomik kuramlarıyla, liberalizmin fiyat teorilerine girmek gibi bir niyetten çok, ahlakın kendisinden türetildiği bir fiyat mekanizmasına, ahlakî bir itiraz söz konusu olmalı.

Bu kadar az bedel ödeyerek, bu kadar çok paranın kazanıldığı ikonlaştırma imkânlarıyla modern dünya, bir unutturma mekanizması olarak işlev görür. İnsana, “ekonomisinin” güvende olmasını temin edecek bir ahlakçılık dayatırken, ahlakîlikte sınıfta kalmış bir sistemdir söz konusu olan. Aynen Nietzsche’nin dediği gibi, bugün içinde yaşadığımız modern liberal kölelik sistemi, kurumsallaşmaya karşı görünür iken, ironik bir biçimde, kendini “koruyacak” kurumlar icat etmeden de ayakta duramayan bir sistemdir.

Bu kanserli organizmanın çok ilginç bir özelliği daha vardır: Yarattığı ikonların artık eski işlevini göremediğinin bilincine varıldığı an (kanserli hücre olduğunun bilincine varıldığı an değil! Zira kanserli olması tercih sebebidir), adeta bir koruma mekanizmasıyla, o hücreleri, yok edilmeleri için, diğer hücrelerin ortasına atıverir. Çünkü, artık o ikonlar sistem içinde kendilerine biçilen görevleri yerine getirememektedirler.

Son kullanma tarihi geçince...

Bu yüzden, kendi çocuklarını yiyen devrimlerde olduğu gibi, modern sistem de, kendi yarattığı ikonları, son kullanım tarihi geçince, aslanların önüne atmaktan hiç çekinmez. Trajik bir biçimde, Michael Jackson’ın ölümünden sonraki sahicilikten yoksun balo hali, işte bu kurban etme töreninin bir sonucudur. İkonlar kurban edilirken de sistemin cafcafına uygun bir törenle gömülmelidirler çünkü!

Bu sistem, “köle” hücrelerinin, bütüne yönelik bilincini minimize ederek ve ayrıntıya yönelik bilincini ise uzmanlaştırma yoluyla maksimize ederek yürür. Ancak bu organizmayı kanserden kurtarmanın yolu, bilinç maksimizasyonuna yönelik “eğitim şart” telkinleri değil; tam tersi, torna tezgâhı gibi işlev gören modern eğitime, radikal bir karşı çıkışla mümkündür.

zicofenomen   21 Temmuz 2009 11:32  

TİCARİ AMAÇLI SANAT

Bugün, pornografik bakışın odaklandığı “ticari beden” sanatı işgal etmiştir. Seks/ticaret/sanat üçlüsü mahrem olanı tüm ayrıntıları ile ışığa maruz bırakmış, teşhir ve ifşaata icbar etmiştir. Meta-sanat, derin bir şehvetle elektronik gözlerin “panoptik bakış”ına ve teslim edilen bedeni/teni/eti tüm ayrıntıları ile görüntü, söz ve müzik olarak pornografların şehvet masasına servis etmektedir. Nesnelleştirilmiş bedenin hoyratça harcanması ve işkenceye maruz bırakılması bir strateji dahilinde sanata entegre edilen pornografinin neticesidir. Pornografi suret-i sanata bürünerek/ görünerek kültürel etkinliklerin tekin mekânına yerleşiyor.

Kalabalığın ticari amaçla sanat mekânlarına çekilmesi ve pazar pastasının büyütülmesi gayesi ile cinsel tahrike yönelen pornografik görüntü pazarına dönüşen galeriler, müzeler, sinemalar, müşterilerini kendilerine reklam afişlerinde sunulanın/ gösterilenin daha fazlasını/devamını görmek için sinemaya, sergi salonlarına yahut müzelere davet etmektedirler.

Seks ve ticaret, sanat ile bütünleşmiş durumda. Sanat müşteri bulmak, para kazanmak için cinsel hazzın tahrikine ve davetiyesine kapıları açarken, seks pazarı son kadim kurumlar tarafından korunan alanlarda rahatlıkla ticaretini yapmak için sanatın koruyucu kollarının/kanatlarının altına sığınmaktadır. Sonuç, sapkınlık ve saplantıların, cinsel hezeyanların sanat suretine büründürülmesi ve meşrulaştırılmasıdır. Fakat işin ticari hacminin büyüklüğü sanat korsanlarını bu konuda sürekli cesaretlendirmektedir. Kısaca, kâr güdüsü/tanrısı sanat ve pornografinin nikâhını kıymış ve izdivacını temin etmiş durumda.

Sanat, modern dünyanın en “kutsal” ve en korunaklı alanıdır. Geleneğe karşı bir put kıran olarak işlev gören, saygın ve neredeyse eleştiriden münezzeh, ahlaktan muaf bir etkinlik alanıdır. Modern sanat ve ona dahil olan/edilen her unsur, ahlaka karşı bir dokunulmazlık zırhına bürünmektedir; “sanat, ahlakdışı olmaz” klişesi bu anlayışın göstergesidir. Bu aynı zamanda “yasadışı sanat yoktur” demektir, çünkü ahlaki olan kolaylıkla yasak olmaz. Böylece müstehcen olan, sanat maskesi ve hilesi ile ahlakı askıya alırken, yasadan ve yasaklardan da paçayı sıyırmaktadır.

Pornografi, bugün müzikte, sinemada ve resimde güçlü sarsılmaz bir taarruz konumundadır. Sanat, ahlakın, yani “iyi” ve “kötü”nün ötesine taşınınca haliyle sınırlar kendiliğinden yok olurken, yeni sınırlar/ sınırsızlıklar/tanımlar fetiş bir etkinlik olan sanattın bizzat kendisi tarafından tanımlanmaktadır. Artık sanat olan şeyin kötülük ile ilintilendirilmesi, yargılanması ve cezalandırılması söz konusu değildir.

zemur   20 Temmuz 2009 21:49  

gecmıs kandılın mubarek olsun zemur

NobLe BLooD   26 Haziran 2009 23:26  

peki bişi sorcam bu toplumsal düşünce mafyası nolucak???

obeyazat   24 Haziran 2009 18:17  

Merhaba Zemur. Sözlerin katii şekilde hak ve gerçeklik içermekte bunda şüphe yok ancak aklıma takılanı es geçemiyorum. Tüm yazılarının içeriği senin içindeki derin karanlığı haykırıyor. Neden bu karamsarlık? Senin gibi geç ve güzel bir kızın karanlıklar diyarında prenses tacı için çırpınması beni düşündürüyor. Seni orada tutan nedir? Yaşamak sadece ölümü hatırlamak içinmidir?

aktash   14 Haziran 2009 23:50  

ben bir insanım efet bnde sinirlnyrm sewnyrm üzülyrm canileşiyrm ama abartlı yapmyrm...resmi hoşuma gittğnden koymadım tabiki...yada dierlrni de sadece hatrltmak maksadım war...insanlğı unuttğmz insanlrmza hatrltmak için insanlğı!!!

zemur   13 Haziran 2009 13:43  

resmi ilk gördüğümde bu ne ya deyip şikayet etmek istedim ama diğer resimlerde açlıktan ölen adamı görünce ulan bunlar gerçek hayatta var aslında burdan silince düzelmicek dünya diye düşündüm, ki sen de zevk olsun diye değil birşeyleri insanlara göstermek için koymuşsun bravo ama çok uzun süre kalmaz o resim orda benden söylemesi :)

anguldurva   02 Haziran 2009 02:33  

zerdüştün haykırışları.. rss kaynağı

adresi: http://zemur.sosyomat.com/blog
1 yorum var - 31 Mayıs 2009 18:06 yazılmış
6 yorum var - 18 Mayıs 2009 22:14 yazılmış
5 yorum var - 17 Mayıs 2009 23:51 yazılmış
9 yorum var - 13 Mayıs 2009 14:58 yazılmış
24 yorum var - 13 Mayıs 2009 12:08 yazılmış
4 yorum var - 11 Mayıs 2009 19:33 yazılmış
4 yorum var - 08 Mayıs 2009 13:10 yazılmış
4 yorum var - 04 Mayıs 2009 18:52 yazılmış
6 yorum var - 14 Nisan 2009 18:27 yazılmış
1 yorum var - 14 Nisan 2009 18:26 yazılmış


 
tuttum işlemi gizlidir. karşı tarafın haberi olmaz. tuttuğunuz kişileri bir arada görebilir, yaptıklarını takip edebilirsiniz.

ETİKETLERİ

ARKADAŞLARININ EKLEDİKLERİ


pilli projeleri: pilli.com: kollektif bağımsız içerik | sosyomat.com: arkadaşını etiketle | put.io: online cloud storage